NEDEN ERKEN HASAT ?

Erken hasat, zeytin meyvesinin olgunluk indeksi yaklaşık 0,5–2,0 aralığındayken, yağ birikiminin tamamlanmadığı ancak fenolik bileşenlerin en yüksek seviyede olduğu dönemde toplanmasıdır. Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC), erken hasadı ayrı bir ürün sınıfı olarak tanımlamamakla birlikte, erken hasat zeytinlerden elde edilen yağların genellikle daha yüksek polifenol içeriğine, daha düşük oksidasyon parametrelerine ve daha belirgin duyusal özelliklere sahip olduğunu teknik dokümanlarında belirtir. Türkiye’de ise erken hasat, Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliği kapsamında doğrudan bir sınıflandırma olmasa da, ürünün kimyasal ve duyusal değerleri üzerinden değerlendirilir. Yılanoğlu, erken hasadı hem IOC kalite yaklaşımıyla hem de Türk mevzuatının natürel sızma kriterlerini rahatlıkla karşılayacak şekilde uygular.
NEDEN SOĞUK SIKIM ?

Soğuk sıkım, zeytin hamurunun yoğurma ve santrifüjleme aşamalarında sıcaklığın 27°C’nin üzerine çıkmaması esasına dayanır. Bu tanım hem IOC hem de Avrupa Birliği mevzuatında açıkça yer almaktadır. Türkiye’de soğuk sıkım ifadesi, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenen Türk Gıda Kodeksi kapsamında kullanılabilir ve bu ifadenin etikette yer alabilmesi için üretim koşullarının mevzuata uygun olması gerekir. Yüksek sıcaklık, fenolik bileşiklerin azalmasına, peroksit değerinin yükselmesine ve K232–K270 değerlerinde artışa neden olur. Yılanoğlu üretiminde soğuk sıkım, yalnızca bir pazarlama ifadesi değil; ölçülen, izlenen ve denetlenebilir bir üretim standardıdır.
ENZİMSİZ ÜRETİM NEDİR ?

Enzimsiz Üretim; IOC’ye göre natürel sızma zeytinyağı, yalnızca mekanik veya fiziksel yöntemlerle elde edilen, kimyasal işlem görmemiş yağdır. Türkiye’de de Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliği (TGK 2017/26) natürel sızma tanımını bu şekilde yapar. Endüstriyel enzimlerin kullanımı, bazı ülkelerde sınırlı koşullarda mümkün olsa da, doğal ürün algısını zedeleyebilir ve denetim süreçlerinde soru işaretleri doğurur. Enzimsiz üretim, hem IOC tanımıyla hem de Türkiye mevzuatının “mekanik yöntem” vurgusuyla birebir örtüşür. Yılanoğlu, üretim sürecini bu tanımın en saf haliyle uygular ve herhangi bir yardımcı kimyasal veya enzim kullanımından bilinçli olarak kaçınır.
NEDEN DOMAT ZEYTİNİ ?

Domat zeytini, Akhisar'ın Coğrafi İşaretli yerel zeytin çeşitlerinden biridir ve genellikle sofralık olarak değerlendirilir. Ancak Türk Gıda Kodeksi’ne göre zeytinyağının sınıflandırılması, kullanılan zeytin çeşidine değil; elde edilen yağın kimyasal ve duyusal kriterlerine göre yapılır. Domat zeytininden elde edilen yağlar, oleik asit oranı, peroksit değeri, K değerleri ve duyusal analiz sonuçları TGK ve IOC sınırları içinde kaldığı sürece natürel sızma olarak sınıflandırılabilir. Yılanoğlu, Domat zeytinini erken hasat ve kontrollü üretimle işleyerek, hem Türkiye mevzuatına hem IOC kimyasal ve duyusal kriterlerine tam uyumlu zeytinyağları üretir.
POLİFENOLLER

Polifenoller, IOC ve Türk mevzuatında doğrudan sınıflandırma kriteri olarak yer almasa da, zeytinyağının oksidatif stabilitesi ve raf ömrüyle güçlü şekilde ilişkilidir. Türkiye’de polifenol değeri zorunlu etiket bilgisi değildir; ancak Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı laboratuvarlarda analiz edilebilir ve beyan edildiğinde doğrulanabilir olmalıdır. EFSA tarafından kabul edilen sağlık beyanları, IOC teknik verileriyle uyumludur. Yılanoğlu, polifenol değerlerini yalnızca pazarlama amacıyla değil, bilimsel analizlerle doğrulanan bir kalite göstergesi olarak ele alır ve bu değeri üretim sürecinin merkezine yerleştirir.
NEDİR BU K DEĞERİ ?

K232 ve K270 değerleri, hem IOC standartlarında hem de Türk Gıda Kodeksi’nde natürel sızma zeytinyağları için sınırlandırılmıştır. Türkiye mevzuatına göre natürel sızma zeytinyağlarında K232 ≤ 2,50 ve K270 ≤ 0,22 olmalıdır. Bu değerler, yağın oksidatif bozulma düzeyini ve rafine yağ karışımı riskini gösterir. Tarım ve Orman Bakanlığı denetimlerinde bu parametreler temel kontrol kriterleri arasında yer alır. Yılanoğlu, K değerlerini yalnızca mevzuat sınırları içinde tutmakla yetinmez; tazeliği ve doğru depolamayı garanti altına almak için bu değerleri sürekli izler.
SAFLIK ANALİZİ NEDİR ?

ECN 42 analizi, IOC tarafından tağşiş tespitinde kullanılan temel yöntemlerden biridir ve Türkiye’de de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlarda uygulanır. Türk mevzuatında ECN 42 farkı, zeytinyağına tohum yağı veya rafine yağ karıştırılıp karıştırılmadığının belirlenmesinde kritik bir parametre olarak kabul edilir. Bu analiz, duyusal değerlendirmelerden bağımsızdır ve tamamen kimyasal verilere dayanır. Yılanoğlu, ürünlerinin saflığını hem IOC hem de Türkiye resmi denetim sistemleriyle uyumlu analizlerle doğrular.
OLEİK ASİT NEDİR ?

Asitlik (Oleik Asit Cinsinden) Serbest yağ asidi oranı, hem IOC hem de Türk Gıda Kodeksi’ne göre natürel sızma zeytinyağlarında oleik asit cinsinden en fazla %0,8 olmalıdır. Bu sınır, Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı denetimlerinde temel kriterlerden biridir. Premium segmentte ise %0,2–0,5 aralığı kalite göstergesi olarak kabul edilir. Asitlik, zeytinin hasat öncesi durumu, hasat sonrası bekleme süresi ve üretim sürecinin hijyenini doğrudan yansıtır. Yılanoğlu, asitliği yalnızca yasal bir eşik olarak değil, üretim disiplininin ölçülebilir kanıtı olarak ele alır.
SAKLAMA KOŞULLARI NASIL OLMALI ?

Zeytinyağı Saklama Koşulları IOC teknik dokümanları ve Türk Gıda Kodeksi, zeytinyağının ışık, ısı ve oksijenle temasının kalite kaybını hızlandırdığını açıkça belirtir. Türkiye’de etiketleme ve ambalajlama denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülür ve ürünün uygun ambalajda sunulması zorunludur. Koyu renkli cam şişeler veya gıda uyumlu metal ambalajlar bu nedenle tercih edilir. Yılanoğlu, yalnızca mevzuata uygun ambalaj kullanmakla kalmaz; ürünün tüm tedarik zinciri boyunca stabilitesini koruyacak lojistik ve depolama koşullarını da standartlaştırır.